7 Aralık 2017 Perşembe

Yapılacak Bir Dolu Şey Varken...




   Bilgisayar başındayım şu an ve bir sürü şey var yapmam gereken. Peki ben ne yapıyorum? Youtube'dan Duymayan Kalmasın seyredip, nane çayı içiyorum.

Ne zaman midemde bir rahatsızlık hissetsem, elim bu çaya gidiyor.  Az önce merak edip araştırdım (buraya tık tık)

Mideye, alerjiye, sinüslere, astıma, strese, kas ağrılarına, ağız kuruluğuna vallahi her şeye iyi geliyormuş :)

Daha önceleri içmiş ama sevmemiştim. Ama bu çay cidden iyi. Naneli sakız kıvamında. Şeker eklemeden içiyorum :)

Ben iherb'ten alıyorum almak için buraya tık tık   Bu linkle satın alırsanız ilk alışverişinizde %5 indirim, eğer Iherb markalarından alışveriş yaparsanız da %10 indirim
Tabii bu kod ile beraber QSR131
************************

Her dönem bir furya oluyor televizyonlarda. Şimdilerde sabah kuşakları dedikodu dolmuş. Her kanalın kendi masası var. Siz hangisini izliyorsunuz? Ben Duymayan Kalmasın seyrediyorum. Seren Serengil ağzını açıp, balık gibi bakmasa kameraya daha güzel olacak. Ne kadar takıntılı bir kadın :)
Ama söylediklerini genelde doğru buluyor ve katılıyorum. Bir de acıyı yaşama şeklimiz aynı gibi geldi bana.

***********************



  
  Yeni kitaba başladım. Öncelikle bütün kız çocuklarına, gençlere hediye edilmeli bence. İçindeki çizimler çok keyifli. Ama asıl önemli olan içerisinde anlatılan savaşçılar. Dili de keyifli, akıcı hemen bitebilir yani.


İşte böyle bence ben artık işlere döneyim :) Yumurta - kapı!

Siz de anlatsanıza bana bir şeyler!

Selamlar, Sevgiler!


19 Kasım 2017 Pazar

Utanılacak İşler Mi Yapıyorum?



  Yukarıdaki başlık gelen '1' yoruma bağlı olarak atılmıştır. Çok şükür yüzbinlerin arasında sadece '1' kişi kötü niyetini dillendirecek kadar kötü!  İyi insanlar hala çoğunlukta ve umut var.
  Severek takip ettiğim bir ingiliz vlogger tam 1 ay tatil verdi kendine. 1 ay hiçbir sosyal medyadan paylaşım yapmadı. Çünkü sinirli ve mutsuz olmuştum diyor. Onca yorumun arasında ister istemez kötü yoruma takılı kalıyorsun. İnsan psikolojisi sanırım bu.

      İşe hatta işlere başladım ve başladıktan sonra bir süre bunu gizli tutabildim. Sonra ben yoruldukça, sosyal medyada geçirdiğim zaman azaldıkça bir açıklama yapmak zorunda kaldım.
Ve önceki yazımı hatırlayan var mı? Durun hemen linki ekliyorum lütfen buraya tık tık okuyun!

Sizi salona buyur ettim ve fabrikaya başladım dedim. Aslında söylemediğim şey şu biri online olmak üzere 3 işe aynı anda başlamış olmam. Böyle bir yoğunluk ben de beklemiyordum ama oldu. Hal böyle olunca ne sosyal medya ne de arkadaşlarımla görüşemez oldum.  4 gün işe gidiyorum, diğer günler Yoshi izinli onunla beraberim ve inanın 'kendimi özledim'

Ben böyle bir yoğunluğa girince ilk 'elalem baskısı' Erina ile başladı. Erina nerede, Erina'yı neden görmüyoruz (benim sosyal medya hesaplarımda Erina'yı aramak yanlış bir seçim ama neyse), Erina'yı özledik, Erina ile küstünüz mü? Yıllardır dilimde tüy bitti. Hayatım sosyal medyadan ibaret değil. Bir kısmını, paylaşmak istediğim kadarını paylaşıyorum. Bu süre içerisinde Erina ile eskiye nazaran az görüşmeye başladık tabii ki (kendimi özledim diyorum) ama her görüştüğümüzde de video çekmiyoruz ki :)
Geçen gün ben işe gitmeden cafede buluştuk. Dedim ki fotoğraf çekilelim vallahi bıktım. Tamam dedik tabii çeneye daldık ve unuttuk. O arabasına bindi, ben arabama bindim. Biraz ilerledik ve aklıma fotoğraf geldi. Durdurduk arabaları, yeniden park ettik ve inip fotoğraf çekildik. Çünkü size aramızın kötü olmadığını ispat etmemiz gerekiyordu :)

Bir diğer merak konusu ne iş yapıyorsun? Fabrika çalışıyorum. Detay ver, vermek istemiyorum! Neden utanılacak işler mi yapıyorsun?  Hayır hayatımda en zevk aldığım işlerden birini yapıyorum.

Neden anlatmak istemiyorum? Ben 2008'den beri blog yazıyorum. Eskiden sorulan soruları araştırır cevaplar yazardım. Sonra bunu yapmamaya başladım çünkü gelen soruların, isteklerin ucu bucağı yok. En son gelen mailde Japonya'da çiğ köfteci açacakmış, nasıl açılırmış, müşteri potansiyeli var mıymış, kuralı kanunu yetmediği gibi Japonlara da acı sever misiniz diye sormamı istemiş.

Armut piş, ağzıma düş dönemi bitti!

artık Armutu pişir, ağzıma düşür, çiğnet, yuttur ve çıkarttır dönemi var.

Eskiden yaptığım işleri anlattıktan sonra bir dolu mail gelirdi. Ben de o işte çalışmak istiyorum, nasıl yaparız?

Bir de işin Japonya'dakiler kısmı var. Bir sohbette çalıştığım dil okulunu öğrenip, gidip işimi elimden alan da oldu. Okulun tek Türkçe öğretmeni ben iken şimdi kayıtlı 5 öğretmeni var.  Allah herkesin gönlüne göre versin, ne diyelim!

Fabrikada çalışıyorum ve part time geçiyor. Yani saat başı para alıyorum. Başlama saatimi, çıkış saatimi, çalışacağım günleri ben belirliyorum. Haftada 3 gün en az 6 saat sözü ile başladım.
Çalışma vizesi olmayan çalışamaz. Vasıfsız bir iş olduğu için de size vize kazandırmaz. Ortamda başka yabancılar da var. İlk 2 gün biraz dışlandım ama hem çalışma disiplinim hem de düzgün kurallı japoncam sayesinde herkesin 'ismen' tanıdığı, selamlaştığı sevilen biri oldum. Mutluyum :=)

Türkçe öğretmenliği yapıyorum. Toyota fabrikasında 4 mühendise Türkçe öğretiyorum. Türkçe dersleri genelde şirketler tarafından Türkiye'ye gidecek elemanlarına aldırılır. Başka büyük fabrikalarda da ders vermişliğim var. Geliri güzel ama nadiren olan işlerden biridir bu. Türkçe tutulan, sayılan ve bilinen bir dil değil sonuçta. Dil okuluna bağlıyım, Toyota ile herhangi bir organik bağım yok. Yeni bir okulla anlaştım. Onlar buldu beni :) Bu okulun sistemi çok farklı. Öğrencilere beni sormuşlar, derslerde nasıl diye :) Öğretmenimiz harika demişler. Ben bir ağla ama mutluluktan :)
Haftaya Öğretmenler Günü ayyy yıllar sonra ilk defa günümü gönlümce kutlarım artık :)

Başlığa geri dönecek olursak! Hayatım boyunca emek verilen, hak edilen hiçbir işin utanılacak iş olduğunu düşünmedim. Ekmeğini taştan çıkaran veya ekmeğini taştan çıkarabilecek erkeklere aşık oldum. Statü vs hevesim de hiç olmadı. Alın teri ile kazanılmış her iş kutsaldır!
Ve çok şükür bugüne kadar utanılacak hiçbir işte çalışmadım!
Japonya'ya gelene kadar 6 gün Ceylan Bebe'de tezgahtarlık, Avon ve oriflame temsilciliği ve markette kasiyerlik yaptım 2,5 ay.
Japonya'da garsonluk, öğretmenlik, çevirmenlik ve televizyon yorumculuğu yaptım. Ve Tv'de Türkiye'yi temsil ediyorkan nasıl mutlu ve gururluysam, çalıştığım Türk restoranının wc'sini temizliyorkan de aynı oranda mutlu ve gururluydum!

Ben yine çok konuştum ama işin özeti şu




18 Ekim 2017 Çarşamba

Çekmecelerinizi Karıştırabilir Miyim?



Geçen yaz sevgili Zehra ile tanıştık. Aslında kendisi sıkı bir takipçimmiş ama sessiz olanlarından. Canım Nurdan'ım vesile oldu ve tanıştık. Almanya'da yaşıyor Zehra o da Türkiye'ye tatile gelmiş.
Söke'den geçeceklerini öğrenince bize davet ettim.

Eşi, kayınvalidesi, oğlu ve Zehra geldiler sağolsunlar.
Konu tabii nasıl tanıştığımıza ve sosyal medyaya geldi.  Anladığım kadarıyla Zehra'nın eşi sosyal medya kullanmıyor. Sosyal medyadaki sorulardan, isteklerden açıldı konu.

Eşi bana dedi ki.
Siz bizi şu an evinize aldınız, salonunuza buyur ettiniz. Ben şimdi kalkıp vitrin kapaklarını açamam ya da diğer odalara girip çekmeceleri karıştıramam.
Bunu o soruları soran insanlar da yapamaz büyük ihtimalle...
Ama siz bir şey paylaşıyorsunuz ve onlar daha fazlasını söyleme ve isteme hakkı buluyorlar kendilerinde.
Oysa bizi evinize davet etmiş olmanız bize çekmeceyi karıştırma hakkı vermez.
O an resmen aydınlandım.
Gerçekten de böyle değil mi?

Bugün bizim 10. evlilik yıldönümümüz.

Sırf video, fotoğraf paylaşıyorum diye
kilo, para, inanç, cinsel hayat gibi başlıkları futürsuzca sorabiliyorlar.

Ben şimdi bu fotoğrafı paylaştım diye size aklınıza her eseni sorma hakkı mı vermiş oluyorum?

Kesinlikle hayır!

Sizi salona davet etmem, yatak odama girme hakkı tanımadığı gibi
Bu fotoğraf da benim özelimi sorma hakkını vermez.

Bunu 'kişisel' ya da 'ben' üzerinden algılamayın.

Çok özel sorularınızı sadece elinizi kolunuzu sallayarak girebileceğiniz kişilere sorun.

Ben ablamın evinde bile çekmece açmış kişi değilim...
dip not olsun bu da

Zehra'ya
eşine
ve Nurdan'ıma da selamlar

9 Ekim 2017 Pazartesi

İlk Temas: Amazon'un Kayıp Kabilesi



Bütün kıyafetlerimi yatağın üzerine dökmüştüm, dolabımı düzenleyecek ve ütü yapacaktım. Ütü yaparken hadi bir belgesel açayım kendime dedim.

Tabii ki Netflix girdi devreye ve İlk Temas: Amazon'un Kayıp Kabilesi'ni açtım. Daha önce duymamış, hakkında araştırma yapmamıştım. Şansa onu açtım yani.

Bu arada yaza doğru oluyor bu anlattıklarım. Havalar ısınmaya başlamıştı ve ben ütü yaparken terliyordum. Klima açsam mı açmasam mı? Neden bu kadar kıyafet var? Niye hepsine bir anda giriştim gibi sorularım vardı kafamda.


İşte tam da o an! Videoyu durdurup şu satırları yazdım telefonuma!


21 Nisan'mış. Düzenlemedim aynen o gün yazdığım gibi kalsın istedim.

Gözünüzün önünde büyükanneniz jaguar tarafından yeniyor ve siz çaresizliğin dibini yaşıyorsunuz.

Efsun'u kaybettikten sonra şükür ediyorum diye çok şaşırılmıştı. Tabii ki şükür ediyorum halime
iyinin iyisi, kötünün kötüsü var.

Bir sorun kendinize bugün neyi dert edindiniz? Ve bu dert büyükannenizin jaguar tarafından öldürülmesinden daha çaresiz bıraktı sizi?


Biraz bakış açımızı değiştirsek ve hiç unutmasak dünya çok daha güzel bir yer olacak!

Allah yardımcımız olsun!


Bu sene bol bol belgesel izle sözüm vardı kendime. Durumlar fena! Birkaç tane daha var izlediğim ama o da başka yazıya!

Netflix harici bulunabilir mi bilmiyorum ama bulursanız mutlaka izleyin!

Daha önce izlediğim belgeseller için buraya tık tık 

2 Ekim 2017 Pazartesi

Yine Neler Neler Aldım Ben


iherb'den yapacağınız  ilk alışverişinizde  indirim kazanmak için QSR131 kodunu kullanmayı unutmayın :)




Videoyu izlemeyi unutmayın :)

Önce diş macunları ile başlayalım!

Jason Natural Sea Fresh için buraya tık tık 

Jason Natural Power Smile için buraya tık tık

Makyaj fırçaları 

EcoTools Eye Enhancing Duo Set için buraya tık tık

E.L.F. Small Tapered Brush için buraya tık tık 

E.L.F. Blush Brush için buraya tık tık 


Özellikle tırnaklarım için aldığım vitamin (hala başlamadım içmeye)

Neocell Super Collagen için buraya tık tık 

Temizlik ürüne geçelim mi?

Method Sea Minerals Hand Wash için buraya tık tık 

Mrs. Meyers Honeysuckle Hand wash için buraya tık tık

Mrs. Meyers Honeysuckle Multi-Surface Everyday Cleaner için buraya tık tık 


EOS ürünleri

Shave Cream Lavender Jasmine için buraya tık tık 

Hand Lotion Delicate Petals için buraya tık tık 


Eee bir de maske tabii :)

Queen Helene Mint Julep Masque için buraya tık tık 


Veeee tabiii ki ekmek karışımlarım (çok heyecanlıyım)

Bob's Red Mill 10 Grain Mix için buraya tık tık

Bob's Red Mill 100% whole wheat için buraya tık tık 

Bob's Red Mill Rye Bread için buraya tık tık 



Diğer iherb yazılarım

iherb alışverişim için buraya tık tık 

Organik Alışveriş için buraya tık tık 

Yine Organik Alışveriş için buraya tık tık 

iherb alışverişim için buraya tık tık 

Aşık Oldum!!! Şiddetle Tavsiye Ediyorum için buraya tık tık 

1 Ekim 2017 Pazar

Sen de Anlatsana #9



Bazen bir şeyi seversin de neden sevdiğini bilmezsin.
Tıpkı bu fotoğrafım gibi.
Beni çeken şey ne bilmiyorum.
Her defasında başka bir duygu sarıyor içimi.
Kimi zaman ürperiyorum
kimi zaman gülümsüyorum
kimi zaman çok kalabalık
kimi zaman da çok yalnız 
geliyor bu fotoğraf bana...

Sizdeki hissi çok ama çok merak ediyorum.
Dönün başa bakın fotoğrafa ve sorun içinize ne hissediyorsun diye!
Ben burada yorumlarınızı bekliyor olacağım.

Haaa baktınız bu yazı size yetmedi, o güne götürebilirim sizi :)
O günün yazısı için buraya tık tık 


Sen De Anlatsana serisinin diğer yazıları için buraya tık tık  

28 Eylül 2017 Perşembe

Dinliyorum, Okuyorum, İçiyorum #7



Dinliyorum:  Yaşar'la yatıp Yaşar'la kalkıyorum. Konserden beri hala etkisindeyim. Zaten her paylaşımımda görüyorsunuz. Konseri izlediniz mi? Canlı performansına da bayıldım!



Okuyorum: Çocukken okuduğum kitapları yeniden okumaya çalışıyorum. Elimde İthaki Yayınları'ndan çıkan sert kapak var. Harika değil mi ya?


İçiyorum: 
Havalar soğumaya başladığı için sıcak çaylarıma geri döndüm oley! Hava yağmurlu olduğu zaman vücut ağrılarım oluyor, ona etki eder belki niyetiyle Yogi Tea Musccle Recovery çayı içiyorum.
Çaydan satın almak için buraya tık tık

Siz neler dinliyor, okuyor ve içiyorsunuz?

Serinin diğer yazıları için buraya tık tık 

26 Eylül 2017 Salı

Kaligrafi Kursuna Gittik Anne Kız



Bu yaz kendim için yaptığım en güzel şeylerden biriydi Modern Kaligrafi kursuna katılmak. Aslında Nurdan'ımın bana hediyesiydi ama o gün kendimi iyi hissettmediğim için gidememiştim İzmir'e.  Başka zamana annemle gitmek nasip oldu.


Annemi gayretle yazmaya çalışırken izlemek çok keyifliydi.



Kolay görünüyor diyen karşısında beni bulur. Ayyy nasıl zorlandım anlatamam. Ama mürekkebe bulanmak, ince oldu, kalın oldu diye uğraşmak çok dinlendiriciydi.


Evdeki mürekkeplere bayram ilan edeceğim. Çünkü çalışmalara evde de devam etmeyi planlıyorum.


Etkinliğin yapıldığı yerden de bahsetmek isterim. Annem de ben de bayıldık. Originn Coworking  Bornova'da. Eğer İzmir'de yaşıyorsanız ve ofis ihtiyacınız varsa kaçırmayın burayı derim.
Yeni nesil çalışma ortamları sizi alıp, başka bir aleme götürüyor resmen. Ben şahsen öyle bir ortamda blog yazmak isterdim :)


Ofislere ilgi duymuyorsanız da orada yapılan etkinlikleri kaçırmayın derim ben. İnstagramda @originncoworking hesabından güncel bilgileri takip edebilirsiniz.


Eserlerimizle fotoğraf çekildik tabii ki :)



Mavi elbiseli kurs öğretmenimizdi ne kadar genç ve dinamik değil mi? Onu da @type_and_joy hesabından takip edebilirsiniz.
Kurs arkadaşlarım da birbirinden yetenekli :)

Ekinliklerden haberdar olmamı sağlayan, buralar dutluktu diyebileceğimiz kadar eski blog arkadaşım Çağrı.
Bloğu için buraya tık tık 
İnstagram hesabı da @doorstepping
  Zeynep Hanım ve kızı çok tatlılardı. Zeynep Hanım'ın seramiklerine de bayıldım onu da @zeyns_atelier hesabından takip edebilirsiniz.




 Eeee biz de anne-kız kapanış pozu çekilmese miydik?

O günün bir de videosu var tabii ki. İnsanın kendi için bir şeyler yapması, öğrenmesi, çabalaması ruha çok iyi geliyor. Bu kaligrafi olur, örgü olur, seramik olur, çiçek yetiştirme olur... Tamamen size kalmış.


25 Eylül 2017 Pazartesi

İnstagram ile Pazartesi #208

instagram kullanıcı adım:serrose
Yoshi'nin kullanıcı adı:yoshijaponbalik
Ablamın kullanıcı adı:sermoon09
Annemin kullanıcı adı:3kizannesi

instagram web üzerinden beni takip etmek isterseniz buyrun bu linke.
  
Hayatımın en zor yolculuklarından biriydi. Hem bedenen hem de ruhen çökmüş durumdaydım.
Sanırım midye yüzünden zehirlenmiştim ve bu aklıma Japonya'ya varınca geldi. Annemin bu fotoğrafı çektiği an mesela hem midem bulanıyor, hem de ağlıyordum. Anneme gidemeyeceğim ben demiştim. Doğru düzgün vedalaşamadık bile. Güvenlikten geçip uçak kapısından geri dönmeyi düşünüyordum. Oradaki güvenlik takipçim çıktı. Eğer okuyorsa o beye de çooook teşekkür ederim.
Onun sayesinde doktor çağırdım uçak kapısına. Gelen doktor iğne yaptı bana ve panik atak geçirdiğimi söyledi.
İzmir-İstanbul uçuşu 50 dakika bana 50 yıl gibi geldi. Ne zaman İstanbul'a indik, ben Sercan'la buluştum. O andan sonrasını hatırlamıyorum.Her şeyimi ona verip, ruh moduna geçtim. Beni kliniğe yatırdı sağolsun. Serumlar yedim, 5 saat uyudum ve uzun uçuşa gidebildim.
Bu arada her yere tekerlekli sandalye ile gittim. Offff ne anlardı!
Allah'ım sen kimseyi sağlığı ile sınama!


Tabii ki geldikten sonra da 1 hafta hasta yattım. Yoshi zehirlenmeler 1 haftada iyileşir dedi ve baaam 1 hafta sonunda çok şükür iyiydim. Erina ile cafeye bile gittik. Videosu da var, kimler izledi?









Türkiye'de apartmandaki çocuklara doğum günümü birlikte kutlayacağız demiştim. Annemden pasta istedim ve parti yaptık birlikte 32 değil de 12'ye giriyormuşum gibiydi ortam.
Onun da videosu vardı :)




  
Bu yakışıklı Arda bunun hikayesini zaten anlattım :) Kısaca kalbimmmm diyeyim siz anlayın.
Söke'de buluşma yapmıştım oraya da geldi. Zaten bu fotoğraf da orada çekildi.
Evet bildiniz onun da videosu var :)

 
Vee Japonya'dayım dün uzun zaman sonra Nagoya İstasyonuna gittim. Özlemişim kalabalığı, geldiğimden beri eve kapandım da :)



Geldiğimden beri yaşadığım başka bir sorunda kitap okuyamıyorum :(
Zorluyorum resmen kendimi. Öyle bir andı ve Tiramisu ısrarla kitapla arama girip, kendini sevdirdi :)
Bencil erkekim benim :)

İşte böyle geçiyordu günler
Sizler nasılsınız?


Güzel bir hafta olsun hepimiz için. İyi düşünelim iyi olsun!
Serinin diğer yazıları için buraya tık tık 

19 Eylül 2017 Salı

Starbucks Japan Grapey Grape Frappuccino



Starbucks Japonya neredeyse her ay sınırlı sayıda özel bir tat çıkarıyor. Biz de Yoshi ile genelde denemeye gidiyoruz. Hep yazayım bloğa diyorum, bir şeyler oluyor yazamıyorum. Artık yazacağım.



Afişlerini  görünce Yoshi bayıldı zaten, sadece içerisindeki çaylı jöleler korkuttu onu ama yine de denedi helal olsun. Ben jöleyi duyunca caydım zaten.

İçerisinde üzüm ve yabanmersini bulunuyor. Üzüm Japon abur cuburlarında, özellikle şekerlerde çok kullanılıyor. Bu yüzden Japonlara uzak bir tat değil diye düşündük.



Detaycı Japonlarım hemen üzümü de kondurmuşlar bardağa :)



Yoshi şöyle böyle buldu tadını, benim için aşırı tatlı! Ben bir daha almam ama Yoshi ben alabilirim diyor. Gerçi onu da baydı ki ara sıra benim kahveme saldırdı. Sınırlı üretim olduğu için zaten gidecek menüden. Denemiş olduk sadece.



Starbucks olur da bizim okuma hallerimiz olmaz mı? Seviyorum kafe masalarına yayılmayı. O günün bir de videosu var ekliyorum aşağıya. Tadarken görebilirsiniz bizi. İyi seyirler?


14 Eylül 2017 Perşembe

Bazı Fotoğrafların Kokuları Vardır!



Telefonda ya da bilgisayarda ne zaman bu fotoğrafa takılsa kokusu geliyor burnuma o an'ın!

Deniz dönüşü teyzeme uğramıştık. Saçlarımda deniz tuzu, vücudumda deniz kremi kokusu.
 Koluma dokunsam deniz tuzu dökülüyordu masaya.
Kitabımı almıştım önüme kelimeler arasında dolanırken, arkada en sevdiğim fon sevdiklerim sohbet ediyorlar.
Annem, anneannem, teyzem, Gülo ve kuzenler.
Benim en huzur bulduğum şeylerden biridir.
Onların sohbeti eşliğinde uzanmak, okumak!
Onların yanında başka bir dünya kurmak.
Kimileri saygısızlık diyor bu huyuma.
Ailemden veya yakınlarımdan hiç kimse demiyor tabii bunu.
Kendimi bildim bileli misafirliğe kitapla gittiğim için :)

Teyzem elime çay tutuşturmuştu.
Ailenin tek çay ve kahve sevmeyeni benim çünkü.
Ama o gün canım çay istemişti ve şanssızlık bu ya teyzem en küçük çay bardağına koymuştu çayımı.
Aslında ben büyük çay bardağı severim.
Değiştirmeyi teklif etti ama kıyamadım ona.
Elimde çayım, daldım kitabıma.

Bütün algılarıma hitap eden bir andı!
Ve benim ruhum doymuştu!

Bazı fotoğrafların kokusu vardır!
Bu mesela deniz kremli, mutluluk kokuyor!


10 Eylül 2017 Pazar

Neden Böyle Oluyor Bilmiyorum Ama Üzülüyorum


Çok heyecanla yüklediğim bazı videolarım, sebebini anlamadığım bir şekilde çok az izleniyor. Neden böyle oluyor bilmiyorum ama üzülüyorum.

Hamanako Sakume istasyonunu televizyonda görüp koşa koşa gitmiştik. Göl kenarında olan bu istasyona tren yanaşınca martılar uçuşuyor. İstasyonda tren beklerken martıları besleyebilirsiniz. Çok hoş bir ortam değil mi ya? yazısı burada tık tık 


2011 yılında evlilik yıldönümümüz için Kurobe Barajı'na gitmiştik. Yüksek bir dağın tepesinde doğanın şölenine şahit olmuştuk. Japonya'da doğa turizmi çok önemli. Adamlar ağaçların çiçek açmasını, yaprakların sararmasını falan izlemeyi seviyorlar. Saatlerce bunun için yolculuk yapıyorlar. Ben de heyecanla yayınlamıştım videoları ama :D bu da olmadı! Sahi neden olmadı? Yazısı burada tık tık 









Osaka Kalesi videomuz. Hani bulmacalarda hep çıkar ya Japonya'da bir şehir Osaka :) işte oranın kalesi bulmaca severler de mi hiç merak etmedi yahu :D  yazısı burada tık tık 





Bunu seri haline getirsem mi acaba? Hoşunuza gider mi nostalji turları?



8 Eylül 2017 Cuma

Birgi'ye Gitmek İçin Yanlış Bir Gün Seçtik!



 Bu yazın en güzel anılarından biriydi benim için Birgi. Sanırım geçen sezon burada dizi çekilmiş ve çok popüler olmuş. Ben serin olabileceğini düşünüp pantalon giymiştim ama asfaltta yumurta pişirebilecek kadar sıcaktı. Bu yüzden biraz beynim yandı.
Amacımız bol bol köyde yürümek ve fotoğraf çekmekti. Bu yüzden erkenden düştük yollara.

Vardığımızda köyde kimseler yoktu, dükkanlar da kapalıydı. Açık bulduğumuz bir pansiyona girip, kahvaltı etmekti niyetimiz. Onlar bile henüz açmamış oldukları için çok uzun süre bekletildik. Amacımız tost yemekti ama uzun sürer yerine size geleneksel pidemizi öneririz dediler ve pide sipariş ettiler bizim için.



Töngül Pidesi imiş adı. Yaklaşık 1 saat hatta belki daha fazla beklediğimiz için fazla umudum yoktu açıkçası. Ama oldukça lezzetli idi. Adını mucidinden alıyormuş. İlk pişiren kişinin soyadı Töngül'müş. Şu an bu satırları yazarken nasıl canım çekti anlatamam. Kesinlikle tavsiye ederim! Orijinal dükkan Ödemiş'te bulunuyormuş. Bir sonraki Türkiye tatilimde giderim inşallah.

Sokakları sıcaktan dolaşamadığımız için kendimizi köy kahvesine attık. Ben resmen bayıldım kahveye. Kimse rahatsız olmasın diye fotoğraf çekemedim orada ama süperdi. Al kitabını git otur bir masaya. Hem de esiyordu çok şükür. Goruk suyu sipariş ettim orada da acayip lezzetliydi. Ekşi olmasını bekliyordum ama tatlı ve oldukça serinleticiydi. Tadı damağımda kaldı :)

Nefes nefese kaldığımdan videolarda konuşamadım ama Birgi hakkında biraz fikir vermesi için videoyu ekliyorum aşağıya.

Siz hiç Birgi'de bulundunuz mu? Yazıdan sonra gitmek istediniz mi? bunu da merak ettim bak :)






Tire yazımı okudunuz mu? buraya tık tık 

21 Ağustos 2017 Pazartesi

Mutlu kadınlar kurtaracak dünyayı!



 Dün mutsuz bir kadınla göz göze geldim.
Bir anlıktı ama karanlığı üzdü beni.
Yaşananlar, yaşanması gerektiği gibiydi belki, bilemiyorum.
Ama yalnızlığı ağır geldi bana.

Sonra kendime döndüm bir de, içime baktım uzun uzun.
Öyle etkisinde kalmışım ki rüyalarım bile bunun üzerineydi.

Zor sayılabilecek şeyler yaşadım.
Üzüldüm
parçalandım
kırıldım
yoruldum
düştüm
incindim
dahası da oldu belki de
ama
hiçbir zaman mutsuz bir kadın olmadım!

Mutluluğu büyük şeylere bağlamadığımdan belki de...
Mutsuz edemediler beni.

Mutluluk insana huzur veriyor.
Üzgün bile olsam huzursuz olmadım hiç.
Bir kedi geçer
kuş uçar
bulut çıkar
bulutun içinden güneş ışıkları sızar
ben mutlu olurum.

Siz mutluluğu neye bağladınız da bu kadar mutsuzsunuz?

Mutlu kadınlar kurtaracak dünyayı!

17 Ağustos 2017 Perşembe

Sözünü Tutan Adam İsmail



Canlı yayınlarıma denk geldiyseniz, biraz sonra anlatacağım hikayeyi zaten biliyorsunuzdur.
     Ben ortaokuldayken ceza olarak bir erkekle, yani İsmail ile oturtulmuştum :)
O dönemler ben erkek deodorantı kullanıyordum. Gelsin Jagler'ler gitsin Dunlop'lar şeklinde. Her gün çantamda bir deodorant olurdu. Bir gün teneffüsten erken döndüm ki ne göreyim. İsmail çantamdan çıkarmış benim deodorantı sıkıyor kendine bool boool. Meğer uzun bir süredir otlakçımmış :)

 Kışın bir canlı yayın yaparken İsmail de geldi yayına. Onu onca kişiye şikayet ettim. Deodorantımı sıkan İsmail dedim :) Sen gel, söz sana alacağım demişti.  Ben de yazıyorum deftere demiştim.
  Bu gece ortaokul arkadaşlarımızla buluştuk. Gece sonunda beni İsmail ve eşi bırakacaktı eve. Arabaya binince ne göreyim. Bu seti almış koymuş arkaya. Gözlerim doldu da çaktırmadım!
Ben böyle incelikleri çok severim. Verdiği sözü tutan, unutmayan adamlar kaldı mı? Vallahi kalmış.

Canım arkadaşım çoook ama çok teşekkür ederim. Sözünde durduğun, unutmadığın ve bana sürpriz yaptığın için çok teşekkürler! İyi ki varsın!

15 Ağustos 2017 Salı

Ne Kadar Boşlamışım Buraları



Koskoca temmuz ayı sadece 2 yazı ile geçmiş. Özledim buraya yazmayı. Üstelik anlatacak o kadar çok şey var ki! Okuyanı, bekleyeni az ama :) ben hala en iyi okuyucusuyum bloğumun. O yüzden kendime yazmaya devam edeceğim :) Erina'nın düğünü için İzmir - İstanbul (Sabiha Gökçen) ve Ordu uçuşları yaptık. Malum 2 uçuş arası beklememiz vardı. Bu arada ilk defa Sabiha Gökçen'e uçtuğumuz için az biraz heyecanlıydık. Üst katta Starbucks'ta biraz mola verelim dedik. Biz oturduktan hemen sonra karşımıza Yılmaz Özdil geldi. Ben aaa derken göz göze geldik. O nasıl sıcak bir selamlamadır. Koştum gittim yanına, ablam size bayılıyor dedim. Teşekkür etti. Fotoğraf çekilelim dedik, hemen aldı telefonumu eline ve selfie çekti bizi.


Telefonumu alıp ablamı aradım Facetime'dan (çünkü gerçekten seviyorlar) onu karşısında görünce çıldırdı :) Hemen koş kitabını al imzalat dedi. Alanda her yerde aradım ama bulamadım ne yazık ki. Neden yanında taşımıyorsun ki diye azar da yedim ablamdan :) Olsun ama keyifli bir anı oldu bizim için. Yoshi de kızdı bana neden kendini tanıtmadın, bloğum var demedin dedi :) Herkesin kızma tahtası oldum bir anda :)
Sonra bizim uçuş saatimiz geldi ve kapımıza doğru yürüdük. 314 ve 315 kapıları yan yanaydı. Bizim kapı 315 Ordu uçağıydı ve önünde kimse sıraya girmemişti. Buna şaşırarak kapının önüne yürüdük. Vardığımda gözlerime inanamadım. Ordu uçağı yolcuları 314 önünden sıraya girip, 315'in önüne doğru gelmişler. Yani dümdüz sıraya girmek yerine L şekli yapmışlar :) Daha uçağa binmeden kendimizi bir karadeniz fıkrasının içinde bulmuş gibi olduk.


Güzel bir uçuştan sonra sağ salim indik Ordu - Giresun Havalimanı'na biz o kadar alışmışız ki körük ya da otobüse, uçaktan inip yürüyerek alana ulaşmak biraz garip geldi bize.
Yoshi bavulları beklerken biz annemle bizi bekleyen Erina'ya koştuk. Deli kız bizi görünce ağlamaya başladı :) O an zaten videoda var.
Anlatmadığım anlar için videoya davetlisiniz efendim :) Temmuz ayı çok yoğun geçmişti. Unutmadan ara ara dönüp yazasım var, tabii sizin de okuyasınız varsa :D
Öperim :)

14 Ağustos 2017 Pazartesi

İş Bankası Modern Klasikler Dizisi



 Bu seri çıktığından beri içimde bir tamamlama, tamamını okuma arzusu vardı. Ama sürekli bastırıyordum. Bugün biraz zor geçiyor benim için bu yüzden annemden beni Kuşadası'na götürmesini istedim. Deniz kokusu her şeye iyi geliyor sonuçta. Sahilde gezerken ne göreyim kitap standları kurulmuş bir sürü. Tabii ki İş Bankası Modern Klasikler'in tamamı da vardı. Gözüm döndü. Hiçbirini almadım, aklım kalsa bile :)  Ama içimdeki tamamlama arzusu bu sefer şiddetle su üzerine çıktı. Döktüm kitaplıkta gözüme çarpanların hepsini. Birkaç tane de Japonya'da var eminim.
Tamamı 100 kitaptan oluşsa da bazıları satıştan hemen kaldırılmış. Sanırım problem çıkmış. Onları tamamlamak mümkün olmayacak yani.

Neyse ben bu yazıyı dönüp dönüp güncelleyeceğim. Şimdilik elimdekileri yazayım.
3- Anthony Burgess - Otomatik Portakal
22- Stefan Zweig - Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
28- Halil Cibran - Ermiş - Japonya'da yazısı burada tık tık
32- Halil Cibran - Kum ve Köpük Türkiye'de
45- Halil Cibran - Meczup - Japonya'da yazısı burada tık tık
52- Stefan Zweig- Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat - Japonya'da yazısı burada tık tık 
53- Virginia Woolf - Deniz Feneri
57- Stefan Zweig - Korku
66- Stefan Zweig - Olağanüstü Bir Gece
93- Carson McCullers - Yalnız Bir Avcıdır Yürek
94- Jules Verne - Seksen Günde Dünya Gezisi
95- W. Somerset Maugham - İnsanın Esareti
96- Oscar Wilde - Mutlu Prens
97- Lewis Carroll - Alice Harikalar Diyarında

Sanırım şimdilik bu kadar :)

13 Temmuz 2017 Perşembe

Kitap Alışverişi




 Mağaza ve online fiyatları çok farklı olduğu için genelde online alışveriş yapıyorum. Özellikle kitapta. Ama mağazaya gidip, kitaplara dokunmayı da çok özlüyorum. Rafların arasında oradan oraya dolanmanın zevki de bir başka oluyor.

Geçen gün dayanamayıp daldım D&R'a 5 kitapla çıkabildim.
Sait Faik Abasıyanık  - Şimdi Sevişme Vakti
Sebebini bilmiyorum ama bu ara Sait Faik Abasıyanık'a taktım. Aslında dilini sevip, sevmediğimi de bilmiyorum ama gözüm hep onun eserlerine kayıyor. Bu bir şiir kitabı, pek benlik değildi şiirler.

Sana Hep Benden Söz Edecekler
Elime alıp birkaç sayfasını hızla okuyunca, dayanamayıp aldım. Ama biraz ilerledikçe beni darladı açıkçası. Umarım böyle devam etmiyordur.

Orhan Veli  - Sakın Şaşırma
Bu seriden de birkaç kitap okudum. Görünce dayanamayıp aldım. Çok şiir insanı değilim ama bakalım burada beni çeken şiirler bulabilecek miyim?

Yaşar Kemal - Tek Kanatlı Bir Kuş
Buna da sıra ne zaman gelecek diye heyecanla bekliyorum. Başka ekleyecek bir şeyim yok üzerine.

Jean Giono - Ağaç Diken Adam
20 dakikalık bir okuma oldu ama son kapağı kapattığım zaman, kendimi işe yaramaz hissettim. Biraz canım sıkıldı. Bu his bir de Türkan (Ayşe Kulin) kitabında olmuştu.
Bu dünyaya bir gönderiliş amacımız var ve inşallah hepimiz bunu bulur ve tamamlar gideriz. Kitabın kısa filmi de varmış. Aynı isimle aratıp bulabilirsiniz.

Kitaplığıma ve gönlüme yeni katılanlar bunlardı. Sizde ne var ne yok?

Videosu da var izlemek isterseniz?





8 Temmuz 2017 Cumartesi

Erina ile Cafe Halleri



 Hadi biraz nostalji yapalım. Bazı okul çıkışlarında Erina ile buluşur öğle yemeği yerdik eğer o da müsaitse tabii.
Ben genelde karın doyurma derdinde olduğumdan ona bırakırdım gidilecek yeri. Bazen farklı cafeler denerdik. Bu da onlardan biriydi.


Yıllardır önünden geçtiğimiz ve Yoshi'nin denemek istediği bir yere Erina ile gitmiş oldum. O gün bugün hala gitmedik Yoshi ile :)
Yukarıdaki benim tabağımdı.


Bu da Erina'nın tabağı.

Garson Japon usülü yere çökerek sipariş aldı. Çünkü müşteriye tepeden bakmak pek hoş karşılanmaz Japonya'da. (videoda görebilirsiniz nasıl aldığını )







Tabakta süs gelen çiçek tabii ki tabakta durmaya devam etmedi.


Büyük ihtimalle sınavdan çıkmış, bitmiş Serrose :) Erina şu an Ordu'da bu hafta sonu kavuşacağız. Türkiye videolarını bekleyenler kimler?