18 Ekim 2017 Çarşamba

Çekmecelerinizi Karıştırabilir Miyim?



Geçen yaz sevgili Zehra ile tanıştık. Aslında kendisi sıkı bir takipçimmiş ama sessiz olanlarından. Canım Nurdan'ım vesile oldu ve tanıştık. Almanya'da yaşıyor Zehra o da Türkiye'ye tatile gelmiş.
Söke'den geçeceklerini öğrenince bize davet ettim.

Eşi, kayınvalidesi, oğlu ve Zehra geldiler sağolsunlar.
Konu tabii nasıl tanıştığımıza ve sosyal medyaya geldi.  Anladığım kadarıyla Zehra'nın eşi sosyal medya kullanmıyor. Sosyal medyadaki sorulardan, isteklerden açıldı konu.

Eşi bana dedi ki.
Siz bizi şu an evinize aldınız, salonunuza buyur ettiniz. Ben şimdi kalkıp vitrin kapaklarını açamam ya da diğer odalara girip çekmeceleri karıştıramam.
Bunu o soruları soran insanlar da yapamaz büyük ihtimalle...
Ama siz bir şey paylaşıyorsunuz ve onlar daha fazlasını söyleme ve isteme hakkı buluyorlar kendilerinde.
Oysa bizi evinize davet etmiş olmanız bize çekmeceyi karıştırma hakkı vermez.
O an resmen aydınlandım.
Gerçekten de böyle değil mi?

Bugün bizim 10. evlilik yıldönümümüz.

Sırf video, fotoğraf paylaşıyorum diye
kilo, para, inanç, cinsel hayat gibi başlıkları futürsuzca sorabiliyorlar.

Ben şimdi bu fotoğrafı paylaştım diye size aklınıza her eseni sorma hakkı mı vermiş oluyorum?

Kesinlikle hayır!

Sizi salona davet etmem, yatak odama girme hakkı tanımadığı gibi
Bu fotoğraf da benim özelimi sorma hakkını vermez.

Bunu 'kişisel' ya da 'ben' üzerinden algılamayın.

Çok özel sorularınızı sadece elinizi kolunuzu sallayarak girebileceğiniz kişilere sorun.

Ben ablamın evinde bile çekmece açmış kişi değilim...
dip not olsun bu da

Zehra'ya
eşine
ve Nurdan'ıma da selamlar

9 Ekim 2017 Pazartesi

İlk Temas: Amazon'un Kayıp Kabilesi



Bütün kıyafetlerimi yatağın üzerine dökmüştüm, dolabımı düzenleyecek ve ütü yapacaktım. Ütü yaparken hadi bir belgesel açayım kendime dedim.

Tabii ki Netflix girdi devreye ve İlk Temas: Amazon'un Kayıp Kabilesi'ni açtım. Daha önce duymamış, hakkında araştırma yapmamıştım. Şansa onu açtım yani.

Bu arada yaza doğru oluyor bu anlattıklarım. Havalar ısınmaya başlamıştı ve ben ütü yaparken terliyordum. Klima açsam mı açmasam mı? Neden bu kadar kıyafet var? Niye hepsine bir anda giriştim gibi sorularım vardı kafamda.


İşte tam da o an! Videoyu durdurup şu satırları yazdım telefonuma!


21 Nisan'mış. Düzenlemedim aynen o gün yazdığım gibi kalsın istedim.

Gözünüzün önünde büyükanneniz jaguar tarafından yeniyor ve siz çaresizliğin dibini yaşıyorsunuz.

Efsun'u kaybettikten sonra şükür ediyorum diye çok şaşırılmıştı. Tabii ki şükür ediyorum halime
iyinin iyisi, kötünün kötüsü var.

Bir sorun kendinize bugün neyi dert edindiniz? Ve bu dert büyükannenizin jaguar tarafından öldürülmesinden daha çaresiz bıraktı sizi?


Biraz bakış açımızı değiştirsek ve hiç unutmasak dünya çok daha güzel bir yer olacak!

Allah yardımcımız olsun!


Bu sene bol bol belgesel izle sözüm vardı kendime. Durumlar fena! Birkaç tane daha var izlediğim ama o da başka yazıya!

Netflix harici bulunabilir mi bilmiyorum ama bulursanız mutlaka izleyin!

Daha önce izlediğim belgeseller için buraya tık tık