7 Aralık 2017 Perşembe

Yapılacak Bir Dolu Şey Varken...




   Bilgisayar başındayım şu an ve bir sürü şey var yapmam gereken. Peki ben ne yapıyorum? Youtube'dan Duymayan Kalmasın seyredip, nane çayı içiyorum.

Ne zaman midemde bir rahatsızlık hissetsem, elim bu çaya gidiyor.  Az önce merak edip araştırdım (buraya tık tık)

Mideye, alerjiye, sinüslere, astıma, strese, kas ağrılarına, ağız kuruluğuna vallahi her şeye iyi geliyormuş :)

Daha önceleri içmiş ama sevmemiştim. Ama bu çay cidden iyi. Naneli sakız kıvamında. Şeker eklemeden içiyorum :)

Ben iherb'ten alıyorum almak için buraya tık tık   Bu linkle satın alırsanız ilk alışverişinizde %5 indirim, eğer Iherb markalarından alışveriş yaparsanız da %10 indirim
Tabii bu kod ile beraber QSR131
************************

Her dönem bir furya oluyor televizyonlarda. Şimdilerde sabah kuşakları dedikodu dolmuş. Her kanalın kendi masası var. Siz hangisini izliyorsunuz? Ben Duymayan Kalmasın seyrediyorum. Seren Serengil ağzını açıp, balık gibi bakmasa kameraya daha güzel olacak. Ne kadar takıntılı bir kadın :)
Ama söylediklerini genelde doğru buluyor ve katılıyorum. Bir de acıyı yaşama şeklimiz aynı gibi geldi bana.

***********************



  
  Yeni kitaba başladım. Öncelikle bütün kız çocuklarına, gençlere hediye edilmeli bence. İçindeki çizimler çok keyifli. Ama asıl önemli olan içerisinde anlatılan savaşçılar. Dili de keyifli, akıcı hemen bitebilir yani.


İşte böyle bence ben artık işlere döneyim :) Yumurta - kapı!

Siz de anlatsanıza bana bir şeyler!

Selamlar, Sevgiler!


19 Kasım 2017 Pazar

Utanılacak İşler Mi Yapıyorum?



  Yukarıdaki başlık gelen '1' yoruma bağlı olarak atılmıştır. Çok şükür yüzbinlerin arasında sadece '1' kişi kötü niyetini dillendirecek kadar kötü!  İyi insanlar hala çoğunlukta ve umut var.
  Severek takip ettiğim bir ingiliz vlogger tam 1 ay tatil verdi kendine. 1 ay hiçbir sosyal medyadan paylaşım yapmadı. Çünkü sinirli ve mutsuz olmuştum diyor. Onca yorumun arasında ister istemez kötü yoruma takılı kalıyorsun. İnsan psikolojisi sanırım bu.

      İşe hatta işlere başladım ve başladıktan sonra bir süre bunu gizli tutabildim. Sonra ben yoruldukça, sosyal medyada geçirdiğim zaman azaldıkça bir açıklama yapmak zorunda kaldım.
Ve önceki yazımı hatırlayan var mı? Durun hemen linki ekliyorum lütfen buraya tık tık okuyun!

Sizi salona buyur ettim ve fabrikaya başladım dedim. Aslında söylemediğim şey şu biri online olmak üzere 3 işe aynı anda başlamış olmam. Böyle bir yoğunluk ben de beklemiyordum ama oldu. Hal böyle olunca ne sosyal medya ne de arkadaşlarımla görüşemez oldum.  4 gün işe gidiyorum, diğer günler Yoshi izinli onunla beraberim ve inanın 'kendimi özledim'

Ben böyle bir yoğunluğa girince ilk 'elalem baskısı' Erina ile başladı. Erina nerede, Erina'yı neden görmüyoruz (benim sosyal medya hesaplarımda Erina'yı aramak yanlış bir seçim ama neyse), Erina'yı özledik, Erina ile küstünüz mü? Yıllardır dilimde tüy bitti. Hayatım sosyal medyadan ibaret değil. Bir kısmını, paylaşmak istediğim kadarını paylaşıyorum. Bu süre içerisinde Erina ile eskiye nazaran az görüşmeye başladık tabii ki (kendimi özledim diyorum) ama her görüştüğümüzde de video çekmiyoruz ki :)
Geçen gün ben işe gitmeden cafede buluştuk. Dedim ki fotoğraf çekilelim vallahi bıktım. Tamam dedik tabii çeneye daldık ve unuttuk. O arabasına bindi, ben arabama bindim. Biraz ilerledik ve aklıma fotoğraf geldi. Durdurduk arabaları, yeniden park ettik ve inip fotoğraf çekildik. Çünkü size aramızın kötü olmadığını ispat etmemiz gerekiyordu :)

Bir diğer merak konusu ne iş yapıyorsun? Fabrika çalışıyorum. Detay ver, vermek istemiyorum! Neden utanılacak işler mi yapıyorsun?  Hayır hayatımda en zevk aldığım işlerden birini yapıyorum.

Neden anlatmak istemiyorum? Ben 2008'den beri blog yazıyorum. Eskiden sorulan soruları araştırır cevaplar yazardım. Sonra bunu yapmamaya başladım çünkü gelen soruların, isteklerin ucu bucağı yok. En son gelen mailde Japonya'da çiğ köfteci açacakmış, nasıl açılırmış, müşteri potansiyeli var mıymış, kuralı kanunu yetmediği gibi Japonlara da acı sever misiniz diye sormamı istemiş.

Armut piş, ağzıma düş dönemi bitti!

artık Armutu pişir, ağzıma düşür, çiğnet, yuttur ve çıkarttır dönemi var.

Eskiden yaptığım işleri anlattıktan sonra bir dolu mail gelirdi. Ben de o işte çalışmak istiyorum, nasıl yaparız?

Bir de işin Japonya'dakiler kısmı var. Bir sohbette çalıştığım dil okulunu öğrenip, gidip işimi elimden alan da oldu. Okulun tek Türkçe öğretmeni ben iken şimdi kayıtlı 5 öğretmeni var.  Allah herkesin gönlüne göre versin, ne diyelim!

Fabrikada çalışıyorum ve part time geçiyor. Yani saat başı para alıyorum. Başlama saatimi, çıkış saatimi, çalışacağım günleri ben belirliyorum. Haftada 3 gün en az 6 saat sözü ile başladım.
Çalışma vizesi olmayan çalışamaz. Vasıfsız bir iş olduğu için de size vize kazandırmaz. Ortamda başka yabancılar da var. İlk 2 gün biraz dışlandım ama hem çalışma disiplinim hem de düzgün kurallı japoncam sayesinde herkesin 'ismen' tanıdığı, selamlaştığı sevilen biri oldum. Mutluyum :=)

Türkçe öğretmenliği yapıyorum. Toyota fabrikasında 4 mühendise Türkçe öğretiyorum. Türkçe dersleri genelde şirketler tarafından Türkiye'ye gidecek elemanlarına aldırılır. Başka büyük fabrikalarda da ders vermişliğim var. Geliri güzel ama nadiren olan işlerden biridir bu. Türkçe tutulan, sayılan ve bilinen bir dil değil sonuçta. Dil okuluna bağlıyım, Toyota ile herhangi bir organik bağım yok. Yeni bir okulla anlaştım. Onlar buldu beni :) Bu okulun sistemi çok farklı. Öğrencilere beni sormuşlar, derslerde nasıl diye :) Öğretmenimiz harika demişler. Ben bir ağla ama mutluluktan :)
Haftaya Öğretmenler Günü ayyy yıllar sonra ilk defa günümü gönlümce kutlarım artık :)

Başlığa geri dönecek olursak! Hayatım boyunca emek verilen, hak edilen hiçbir işin utanılacak iş olduğunu düşünmedim. Ekmeğini taştan çıkaran veya ekmeğini taştan çıkarabilecek erkeklere aşık oldum. Statü vs hevesim de hiç olmadı. Alın teri ile kazanılmış her iş kutsaldır!
Ve çok şükür bugüne kadar utanılacak hiçbir işte çalışmadım!
Japonya'ya gelene kadar 6 gün Ceylan Bebe'de tezgahtarlık, Avon ve oriflame temsilciliği ve markette kasiyerlik yaptım 2,5 ay.
Japonya'da garsonluk, öğretmenlik, çevirmenlik ve televizyon yorumculuğu yaptım. Ve Tv'de Türkiye'yi temsil ediyorkan nasıl mutlu ve gururluysam, çalıştığım Türk restoranının wc'sini temizliyorkan de aynı oranda mutlu ve gururluydum!

Ben yine çok konuştum ama işin özeti şu